• Home
  • |
  • EU Bulletin

DTO Ocak 2018 AB Bülteni

?

İMEAK DTO AB Bülteni _            _______         ______ __  ___________________  ___   ___________________________________________________________OCAK 2018

 

Armatörler ve limanlar, Liman Kabul Tesisleri Direktifi'ni memnuniyetle karşıladı

Avrupalı armatörler, Avrupa Komisyonu'nun 16 Ocak 2018 tarihinde kabul ettiği Plastik Stratejisi'ni memnuniyetle karşıladı. Plastikler hakkında Avrupa çapında bir ilk olan söz konusu Strateji, döngüsel (circular) ekonomiye geçisin bir aşamasını oluşturmakta ve uzun zamandır beklenen Liman Kabul Tesisleri Direktifi'nin revizyonunu da kapsamaktadır. Yeni tasarı, deniz çevresini daha yüksek düzeyde korunmayı hedefliyor ve deniz çöplerinin önlemesine yönelik tedbirler ortaya koyuyor. Buna göre Tasarı, yeterli sayıda liman kabul tesisini garanti altına almayı amaçlıyor, gemilerden gelişmiş bir atık bildirimi istiyor ve şeffaf bir atık teslimi ücretlendirme yapısı talep ediyor. Her ne kadar deniz çöplerinin çoğunluğu karadaki faaliyetlerden kaynaklanıyor olsa da, gemilerden kaynaklanan atıkların kontrol edilmesinde deniz taşımacılığının rolü büyüktür.

Avrupa Topluluğu Armatörler Birliği (ECSA) Genel Sekreteri Martin DORSMAN: "ECSA, Liman Kabul Tesisleri Direktifi'nin gemileri atıkların ve yük kalıntılarının denizlere yasadışı yollarla deşarjını engellemek amacıyla atıklarını kıyı atık alım tesislerinde deşarj etmeye teşvik etmesini destekliyor. Limanlardaki mevcut ve yeni atık tiplerine uygun kabul tesislerinin garanti edilmesi için şimdiki uygulamaların uyumlu hale getirilmesi gerektiği hususuna katılıyoruz. Gemiadamlarını atıkları kıyıya teslim etmeye teşvik eden akla yatkın, tutarlı ve işlevsel ücret sistemi de memnuniyetle karşılanmaktadır. Bununla birlikte bazı endişelerimiz var. Limanlardaki prosedürler, maliyetleri kabul edilebilir seviyelerde tutmalıdır. Ayrıca, limitsiz miktarda atığın teslimini mümkün kılan atık teslimine yönelik şimdi önerilen dolaylı ücret sistemini de sorunlu buluyoruz. Söz konusu öneri, teslim edilen atık miktarına bakılmaksızın ücreti aynı tutacağı için atığı kaynağında azaltmaya yönelik bir teşvik sağlamayacaktır. Bu durum da, atık tesliminin sabit fiyatının tanımlanmasında zorluklar yaratabilir. Çünkü liman kabul tesisi işletmecileri ne kadar kapasiteye ihtiyaç olduğunu bilmeksizin atık elleçleme masraflarının her zaman kapsanacağını garanti etmek zorunda kalacaktır" dedi.

Avrupa Deniz Limanları Örgütü (ESPO) Genel Sekreteri Isabelle RYCKBOST da konu ile ilgili olarak, "tasarının verimliliği artırmayı, idari yükü azaltmayı ve "kirleten öder" prensibine bağlı kalmayı hedeflemesini memnuniyetle karşılıyoruz. Şimdi, masadaki somut koşulları detaylı olarak incelemeye ve Komisyon'un önerdiği seçeneklerin gemilerden kaynaklanan atıkların yönetilmesine yönelik verimli ve aynı zamanda sorumlu bir rejimin temin edilmesi için en iyi yol olup olmadığını görmemiz gerekiyor. Gemilerin ürettiği atıklar, Avrupa limanları için her zaman bir öncelik olmuştur. Liman idareleri, kendi yeterlilikleri ve finansal imkânları dâhilinde sorumluluklarını üstlenmeye kesinlikle isteklidirler" dedi.

ESPO, denizde deşarj edilen atıkların azaltılması için daha iyi bir yaptırım mekanizmasının oluşturulmasının yanı sıra, doğru teşviklerin sağlanmasının da önemli olduğu görüşündedir. Mevcut Direktif ile uygulamaya konan ve gemilerin atık teslim edip etmemesine bakılmaksızın bir limana uğradıklarında minimum sabit bir ücret ödedikleri ücret sistemi, kıyıda artan miktarlarda atığın teslim edilmesinde paya sahiptir. Avrupa limanları, söz konusu teşvik politikasının güçlendirilmesini, güncel tasarının bir parçası olarak değerlendirmektedir. Bununla birlikte Avrupa limanları, gemilerin tehlikeli atık ve yük kalıntısı dâhil olmak üzere, sınırsız miktarda çöpü sabit bir ücretle teslim etmesinin "kirleten öder" prensibinden keskin ve kabul edilemez şekilde uzaklaştığı ve bu durumun, AB'nin atık politikasının temelini oluşturan "gemide üretilen atığın azaltılarak kaynağında bertaraf edilmesi" ilkesini riske attığı görüşündedir. (Kaynak: ESPO)

AB Gemi Geri Dönüşümü Mevzuatı'na iki tehlikeli madde daha eklendi

Gemilerin emniyetli ve çevreye duyarlı şekilde geri dönüştürülmesine yönelik Hong Kong Konvansiyonu'nda belirtilen 13 maddeye ilaveten, perfluorooctane sulfonic acid (PFOS) ve brominated flame retardant hexabromocyclododecane (HBCDD) maddeleri de AB'nin Gemi Geri Dönüşümü Mevzuatı'na eklenmiştir. Söz konusu Mevzuatta bahsedilen iki tehlikeli madde (PFOS ve HBCDD) hakkında Avrupa Deniz Güvenliği Ajansı (EMSA) tarafından DNV-GL ile sıkı bir işbirliği içerisinde bir çalışma yapılmış olup, çalışmaya buradan erişilebilmektedir. PFOS ve HBCDD maddelerinin özelliklerine ve kullanımlarına ilişkin mevcut bilgi eksikliklerini gideren Çalışma,  bahsedilen iki tehlikeli maddenin gemilerde ve teçhizatta bulunabileceğini ortaya koyuyor ve güncel mevzuatın uygulanmasına, güncellenmiş materyal listesine, bu maddelerin örneklenmesine, elleçlenmesine ve analiz edilmesine dair hususlara ışık tutuyor. (Kaynak: EMSA)

Deniz taşımacılığı vasıflı denizcilik profesyonellerine ihtiyaç duymaya devam edecek

Avrupa Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ETF) Deniz Taşımacılığı Politika Sekreteri Philippe ALFONSO, 2017 AB Denizcilik Yılı'nın sonu sebebiyle düzenlenen bir resepsiyonda AB'nin Taşımacılıktan sorumlu Bakanı Violeta BULC ile görüşme yapmaya davet edildi.

Denizcilik sektörünün geleceği konusunda kendisine sorulan soruya cevap veren ALFONSO, deniz taşımacılığındaki hızlı otomasyona yönelik beklentiler hakkında temkinli olunması gerektiğini ifade etti. ALFONSO: "deniz taşımacılığında gerçek anlamda otomasyon pek çoğunun beklediğinden daha uzak bir tarihte gerçekleşebilir ve bizler işçilerin emniyetini sağlamak ve yıkıcı sonuçları önlemek için tüm uygulamaları dikkatlice yönetmeliyiz" dedi.

ALFONSO, BULC'ın 2050 yılında denizciliğe yönelik fırsatlara ilişkin sorduğu soruya ise, 2050'nin gerçek anlamda uzak bir tarih olduğunu, teknolojik değişimin muhakkak ki gerçekleşeceğini, fakat tahminde bulunmanın güç olduğunu belirterek yanıt verdi. ALFONSO, değişimlerin hızları, toplumsal etkileri ve gerektirdiği yeni vasıflar açısından daha iyi kavranmaları gerektiğini belirtti ve çözümün eğitime sürekli yatırım yapmakta olduğunu vurguladı. ALFONSO'ya göre, otomasyon kaçınılmaz olsa bile, yeni sistemlerin emniyetli şekilde çalışması için, otomasyonun denizcilik mesleklerine yönelik yüksek kaliteli istihdam ve eğitim ile insan merkezli olması gerekmektedir.

ALFONSO, BULC'ın gemiadamlarının denizden karadaki işlere geçişlerini mümkün kılacak şekilde yeniden vasıf kazanmaları hakkında sorduğu soruya ise; gemiadamlarına ve onların gemiadamlığına ilişkin sahip oldukları tecrübelere uzun bir süre daha ihtiyaç duyulacağı yanıtını verdi. Karadaki iş süreçlerinin bir anda gemiadamlarının yerini almayacağını, çünkü otomatik gemilerin insansız gemilerle aynı anlama gelmediğini belirten ALFONSO, karadaki pek çok iş için gemiadamlarının deneyimlerine ihtiyaç duyulmaya devam edileceğini ifade etti. (Kaynak: ETF)

Avrupalı tersaneler ve Avrupalı deniz ekipmanı üreticileri zaman içinde ağır baskılara maruz kalabilirler

"Gemi İnşa ve Deniz Malzemeleri Alanlarında Küreselleşmede Yeni Trendler: Avrupa'nın Endüstriyel ve Ticari Politikası Üzerindeki Sonuçları" adlı AB destekli bir çalışmanın sonuçlarına göre, sadece ortak ve net hedefi olan bir AB gemi inşa politikası Avrupa'nın Asya ile rekabet edebilmesine yardımcı olacaktır. Çalışmada, Avrupa'daki her bir gemi inşa ülkesinin, hedefe odaklanmış bir ulusal gemi inşa stratejisi bulunan Asya ülkelerine ayak uydurmak için çabaladığı ifade ediliyor.

Avrupa Tersaneler ve Deniz Ekipmanları Birliği (SEA Europe) Genel Sekteri Christophe TYTGAT'a göre: "Bu çalışma, iyi görünen mevcut sipariş durumuna rağmen, Avrupa'daki deniz teknolojileri endüstrisinin güvende ve halinden memnun olamayacağını açıkça göstermektedir. Artan korumacı politikalar ya da Çin'in siyasi bir amaç olarak yüksek teknolojili gemi sektörüne girmeye hazırlanması nedeniyle, Avrupalı tersaneler ya da Avrupalı deniz ekipmanları üreticilerinin zaman içinde ağır baskılara maruz kalacağı kabul edilmelidir" dedi.

Çalışma son olarak, Avrupa kıtasının ve yurttaşlarının güvenliğinin garanti edilmesi için deniz bölgelerinin kontrol altında tutulmasına duyulan ihtiyacı vurgulayarak, Avrupa deniz teknolojisi sektörünün stratejik boyutunu kabul etmektedir.  TYTGAT'a göre de Avrupa'da güçlü bir deniz teknolojisi sektörü; Avrupa ekonomisine, Avrupa'daki istihdama ve genel olarak Avrupa toplumuna hayati katkı sunmaya devam edecek, Avrupa'nın ve yurttaşlarının güvenliğinin garanti altına alınmasına yardımcı olacaktır. (Kaynak: Maritime Journal)

Bosna Hersek, Akdeniz'de balıkçılığın korunması için AB stratejisini onayladı

Bosna Hersek Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı, Akdeniz balıkçılarının ve kıyı topluluklarının geleceğini korumak amacıyla Avrupa Birliği tarafından önerilen çok taraflı bir strateji olan Malta MedFish4Ever Deklarasyonu'nu imzaladı. Akdeniz'de 300,000'in üzerinde insan doğrudan balıkçı gemilerinde istihdam ediyor, daha fazlası da dolaylı olarak balıkçılık sektörüne bağımlıdır.

AB'nin komşuluk politikasının bir örneğini oluşturan bahse konu Deklarasyon, şu ana dek Avrupa Komisyonu ve 15 Akdeniz kıyı devleti tarafından imzalandı. Deklarasyon, önümüzdeki on yıl için ortak hedefler belirliyor ve Akdeniz'de istihdamı ve büyümeyi güvence altına almak için balıkçılığı sürdürülebilir seviyelere geri çekmeye yönelik ortak sorumluluk oluşturuyor.

Avrupa Birliği, Bosna Hersek'in Akdeniz'in kuzey ve güney kıyıları arasında dayanışma, mavi ekonominin ileri taşınması ve balıkçılık kaynaklarının geri kazanılması ve geliştirilmesi konularında kolektif eylemlerin yapılmasını mümkün kılan çok taraflı stratejiye katılmasını memnuniyetle karşıladı. Stratejiye dâhil olan diğer ülkeler: İspanya, Fransa, İtalya, Malta, Slovenya, Hırvatistan, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Fas, Cezayir, Tunus, Mısır, Türkiye, Arnavutluk ve Karadağ'dır.  Deklarasyonun imzacıları aşağıdaki taahhütlerde bulunmaktadırlar:

  1. 2020 yılına kadar, tüm önemli Akdeniz stoklarına dair yeterli miktarda verinin toplandığından ve bu verilerin bilimsel açıdan düzenli olarak değerlendirildiğinden emin olunmalıdır. Özellikle küçük ölçekli balıkçılar, bilimsel bilgiyi güçlendirmek için gerekli verilerin toplanmasında artan bir rol oynamalıdır; 
  2. Balıkçılık için çok yıllı yönetim planları oluşturulmalıdır. Komisyon, Adriyatik'teki küçük açık deniz stokları için çok yıllı bir balıkçılık planı önerisi ile kendi adına bu süreci başlatmış durumdadır.  
  3. 2020 yılına kadar yasadışı balıkçılık, tüm Devletlerin kendi kontrol ve denetim sorumluluklarını yerine getirmek için yasal çerçeveye ve gerekli insani ve teknik kapasiteye sahip olmaları sağlanarak ortadan kaldırılmalıdır. Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM), ulusal kontrol ve yaptırım sistemlerinin geliştirilmesine liderlik edecektir.
  4. Yerel projeler için fonlama planları düzenlenerek, sürdürülebilir küçük ölçekli balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği desteklenmelidir. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

Denizcilik alanında siber saldırı riskleri

EMSA ve Avrupa Sahil Güvenlik Faaliyetleri Forumu'nun (ECGFF) Almanya Başkanlığı tarafından, 12-13 Aralık 2017 tarihlerinde denizcilik alanında siber saldırıların önlenmesi hakkında bir seminer düzenlendi. Avrupa Komisyonu'ndan, denizcilik idarelerinden, AB ajanslarından ve denizcilik endüstrisinden uzmanlar ve ECGFF üyeleri, hem bilgi teknolojileri hem de denizcilikle ilgili perspektiflerinden yola çıkarak siber yönetim hakkındaki bilgilerini, en iyi uygulamalarını ve deneyimlerini paylaştılar. 90 civarında katılımcı ile Üye Devlet idarelerinin seminere katılımı oldukça yüksekti. Çalıştay'ın esas hedefi, denizcilik alanında siber saldırı riski farkındalığının artırılması ve aynı zamanda yanıltma sinyali (spoofing) ve sinyal bozma (jamming) gibi siber saldırıların nasıl saptanacağının keşfedilmesiydi. (Kaynak: EMSA)

Equasis, 2016 Dünya Deniz Ticaret Filosu Raporunu yayımladı

Equasis, 2016 yılı Dünya Deniz Ticaret Filosu Raporunu yayımladı. Anılan yıllık rapor, Equasis veri tabanından elde edilen verilerden yola çıkarak dünya deniz ticaret filosunun durumunu ortaya koymakta ve filonun bileşimini, özelliklerini ve performansını incelemektedir. Raporda yer alan istatistiki veriler; toplam filo yoğunluğu, Klas Kuruluşlarına ve P&I Kuruluşlarına bağlı gemiler, Liman Devleti Kontrolü kayıtları, Denetim (Vetting) Programlarına ve Ticari Kurumlara bağlı gemiler bazında gruplara ayrılmıştır. Söz konusu Rapor, denizcilik endüstrisinde ve denizcilik endüstrisi ile bağlantılı diğer sektörlerde geniş ölçüde kullanılmakta olup, Rapora EMSA websitesi'nden erişilebilmektedir. EMSA ve dokuz ülke tarafından finanse edilen Equasis, ücretsiz ve halka açık bir veri tabanıdır ve denizcilik endüstrisinde şeffaflığı artırmak ve standart altı deniz taşımacılığını azaltmak amacıyla gemiler ve şirketler hakkında emniyete ve çevreye dair bilgiler sağlamaktadır. (Kaynak: EMSA)

01.01.2018 – 08.02.2018 tarihleri arasındaki Paris MOU kapsamında Türk bayraklı gemi tutulmaları

01.01.2018 – 08.02.2018 tarihleri arasında Paris Memorandumu (Paris MOU) üye limanlarında Türk Bayraklı gemi tutulmamıştır. Türk Bayraklı gemi tutulmalarına ilişkin detaylı bilgiler Odamız web sayfasında (http://www.denizticaretodasi.org.tr/sayfalar/gemitutulmalari.aspx ) yer almaktadır.

Bilgilerinizi arz ve rica ederiz.

                                                                                                                      Saygılarımızla,

 

 

                                                                                                                      Murat TUNCER

                                                                                                                      Genel Sekreter